Bağışıklık

Vitamin ve Mineraller

Günümüzde büyük şehirlerde yaşayan, dengesiz ve sağlıksız beslenen, özellikle fast-food yeme alışkanlıklarına sahip olan, stres ve çevresel kirlilikle sürekli içiçe yaşayan, kronik sigara ve alkol kullanan kişilerde vitamin-mineral eksiklikleri sık sık karşılaşılan sorunlardan biri haline gelmiştir.

Eğer stressiz bir ortamda yaşıyor veya en azından stresle başa çıkmanın yolunu bulabiliyorsanız, günde en az 5-6 öğün hormonsuz veya katkı maddesi olmadan yetiştirilmiş sebze-meyvelerden yiyebiliyorsanız, sigara içmiyor, çevre ve hava kirliliğinin minimum olduğu bir ortamda yaşıyor iseniz vitamin-mineral eksiklikleri sizin hayatınızın bir sorunu haline gelmemiş demektir. Ama tüm bunlara cevabınız hayır ise, sizi bekleyen sürekli yorgunluk, halsizlik, zayıf tırnaklar ve saçlar, dikkat dağınıklığı, cilt sorunları, enfeksiyonlara yatkınlık gibi nice problemler olacaktır.

Tüm dünyada vitamin ve mineral kombinasyonları değişik hastalıkların tedavi protokollerine ek olarak, günlük beslenmeyi desteklemek amacıyla, subklinik seyirli hastalıklardan korunmada kullanılmaktadır.

Vitaminler ve mineraller; vücudun kendisi tarafından üretilemeyeceği için yiyeceklerle alınmaları gerekmektedir. Dolayısıyla beslenme ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi arasındaki korelasyonu görmek çok kolaydır. Ancak iklim, toprak, ürünün ham ya da olgun oluşu, ürün toplama yöntemleri, taşıma ve depolama gibi çok sayıda faktör meyve ve sebzelerde vitamin kaybına yol açabilmektedir

Bu durumda sağlığımız için gerekli olan vitaminleri dışardan yani çeşitli ilave vitamin takviyeleri ile sağlamamız gerekmektedir. Mikrobesinler olarak da adlandırılan vitaminler; yağlar, proteinler ve karbonhidrat gibi makrobesinlerin aksine çok düşük miktarda alınabilirler ve kalori içermezler.

Yağda ve suda eriyen olmak üzere iki alt gruba ayrılır. A, D, E ve K vitamininden oluşan yağda eriyen vitaminler, sentezleri için kolestrol gerektiren, yağ dokusunda depolanabilen ve ihtiyaç anında salınabilen vitaminlerdir. Bu vitaminlerin yemeklerden sonra alınması, emilimlerini artırabilir.

B vitamin kompleksleri ailesinden ve C vitamininden oluşan suda eriyen vitaminler ise, vücutta depolanmazlar ve hergün belli miktarlarda dışardan alınmaları gerekmektedir. Bu vitaminlerin emilimlerini artırmak için bol su ile içilmesinde fayda vardır.

Vücut için vitaminler kadar önemli bir grup madde daha vardır ki; onlar da minerallerdir. Mineraller olmadan vitaminler görev yapamazlar. Mineraller kemik, diş, yumuşak doku, kas, kan sinir hücrelerinin yapısında bulunur. Hormon üretimi, sinirlerden mesaj iletimi gibi birçok biyolojik reaksiyonda, reaksiyonu hızlandırıcı rol oynarlar. Kalsiyum, iyot demir, magnezyum, fosfor, potasyum, selenium, sodium, çinko en önemlileridir.

Vitamin ve mineraller; birbirlerinin etkilerini artırabilmek için multivitamin – multimineral formülasyonları veya bitkisel preparatlarla kombinasyonlar şeklinde de piyasada bulunabilmektedir.

Son zamanlarda, vitaminlerin sağlığımız üzerine etkilerine yönelik araştırmalar yoğunlaşmıştır. Son dönemin en popular takviyelerinden olan antioksidanlar, vücudumuzu serbest radikallerin yol açtıkları hastalıklara karşı koruyan bileşiklerdir.

Çeşitli vitamin ve mineraller, ya anti-oksidan bir enzimin parçası olarak ya da tek başlarına antioksidan etki gösteriler. Minerallerden selenyum, bakır ve manganez, serbest radikalleri yok etmek için bir enzimle birleşir. Diğer yandan, E, C, A ve B6 vitaminleri ile beta-karoten ve çinko minerali, serbest radikalleri etkisiz hale getirmek için enzimlerden bağımsız olarak görevlerini yerine getirirler.

Bağışıklık hücrelerini serbest radikallerden zarar görmekten korumanın yanısıra (antioksidan özellik) kalp-damar hastalıkları, kanser ve katarakta karşı koruyucu olduğu bilinmektedir. Başka bir antioksidan olan yani hücreleri zarar görmekten koruyan madde olan C vitamininin yetersizliğinde çeşitli bağışıklık sistemlerinin bozulduğu görülmüştür. Ayrıca C vitamini, sigaranın akciğerlerdeki lenfositlere vereceği zararı önler. B6 vitamini bağışıklık ve sinir sistemlerinin düzenli çalışmasına yardım eder, folik asitse vücudu savunmak için savaşan alyuvarların yapımında görev alır.

Minerallerden çinkonun; bağışıklığı güçlü tutmada önemli rolü vardır. Vücutta enfeksiyon olduğu zaman bağışıklık hücrelerini çoğalması, ve hücreleri harekete geçiren kimyasal maddelerin salgılanması için çinkoya gereksinim duyarız. Aynı şekilde demir, bakır, ve selenyum da bağışıklık sistemini iyi çalışması için gereklidir.

Vücuda vitamin ve mineral takviyeleri değişkenlik gösteren bir süreçtir. Örneğin; Bazı ilaçların düzenli kullanımları vitamin ve minerallerin emilim, kullanım, depolanım ve atılımını etkileyebileceğinden, vücudun vitamin dengesini bozabilir. Bu ilaçlar arasında antibiyotikler(B2 ve C vitamini gereksinimini etkiler)oral kontraseptifler (B6 ve folik asit), tranklizanlar (B2), ağrı kesiciler (folik asit, C vitamini) ve diüretikler (folik asit) sayılabilir.

Günümüzde hemen herkes çevremizdekilerin tavsiyesiyle zaman zaman vitamin ve mineral içeren preparatlar kullanabiliyoruz. Ancak yanlış vitamin seçimi hastalıkların daha da kötüye gitmesine neden olabiliyor. Fazla alınan vitaminler her zaman daha iyisi demek değildir. Çoğu vitamin ve mineral, vücutta enzimlerle birlikte çalışır. Vücudun her enzimi üretmek için maksimum bir kapasitesi vardır-öyleyse, enzimle uyumlu olarak yalnızca belirli miktarlarda vitamin ya da mineral kullanılabilir. Çoğu durumda, ihtiyaç duyulandan daha fazlasının tüketimi metabolik aktiviteyi artırmayacaktır. Aksine, yağda çözünebiliyorsa (örneğin A ve D vitaminleri) vücut fazlalığı depolayacak, suda çözünüyorsa (örneğin C vitamini) hızla dışarı atacaktır.

Almanya Vitamin Araştırmaları Cemiyeti’nin başkanı Klaus Pietrzik, “Dozaj artınca, tüm diğer ilaçlarda görüldüğü gibi, vitaminlerin etkisinin de değiştiğini” ifade etmektedir. Örneğin;
• Fazla miktarda vitamin C, ishal ve böbrek taşı yapabilmektedir.
• A vitamininin gereğinden fazla alınmasının bir yararı olmadığı gibi tehlikeleri de vardır. 50 bin ünitenin üstünde alındığında bulantı, kusma, başağrısı, iştahsızlık, görme bozukluğu ve eklem ağrıları gibi şikayetlere neden olabilmektedir.
• B6 vitaminin fazla dozda alınması, yaşlılarda bağışıklık sistemini güçlendirmek ve bazı sinir sorunlarını tedavi etmekte kullanılırsa da, 6 ay süreyle günde 100 mg’dan fazla kullanmak sinirlerin tahrip olmasına neden olabilmektedir.
• Vitamin D yüklemesi ise kemiklere zarar vermektedir.
• Serbest radikallerle savaşıp kanserden koruyan beta karotinin fazlası akciğer kanserini tetikleyebilmektedir.
Her maddenin fazlasının zarar olabiliceği göz önünde bulundurularak vitamin ve mineral kombinasyonların doktor kontrolünde kullanılmasında fayda vardır.

Yorum